Anasayfa » Biyografiler » Funda Özkalyoncuoğlu Kimdir

Funda Özkalyoncuoğlu Kimdir

23 Haziran 2011  |  Yazar: admin  |  1 Yorum  |  49.256 kez okundu
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylas FriendFeed'de Paylaş Funda Özkalyoncuoğlu Kimdir



Funda Özkalyoncuoğlu Kimdir?

Radio N101’de hafta içi her sabah 07.00 -10.00 arası yayın yapan “Best Of Cem Ceminay Back Up Morning Show” programında Cem Ceminay’ın partneri Funda Özkalyoncuoğlu namı diğer Bonbon Funda’yı; “Neden taksilerde kimlik kartı yok” diyerek korsan taksilerin varlığına dikkat çeken, “Terliler iktidara geldi; Kıyamet bundan koptu” gibi ilginç siyasi yorumlarıyla tanıdık.

Güncel, magazin, müzikle sunulan, siyasete de dokunarak, neşelerini dinleyenlerine yansıtan “Best Of Cem Ceminay Back Up Morning Show” Bobon Funda’sı; ilginç yorumları, her konuda konuşacaklarının olması, dinleyenlerin sevgisini kazanmasıyla ilgimizi çekti. Kendimizin ve hayatta başarabileceklerimizin farkında mıyız? Bu soruya cevap ararız zaman zaman. Bonbon Funda, radyo programına başlamadan önce yeteneğinin farkında mıydı? Düzenli bir radyo dinleyicisiyken, katıldığı canlı yayınlarda yaptığı ilginç yorumlarla tanıdık. Sadece dinleyenlerin değil, programın yapımcısı ve sunucusu Cem Ceminay’ın da dikkatini çeker.Kısa sürede radyo dinleyenlerin sevgilisi olur.

Bir röportaj yapalım ve onu yakından tanıyalım istedik. Funda Özkalyoncuoğlu nam-ı diğer Bonbon Funda’da bir erkek çocuk annesi. Yayın yönetmenimiz Pınar Reyhan’la birlikte gittiğimiz Radio N101’de ki odasında, neşeyle karşılandık.

Dergimizin ve sitemizin adından sanırım, tüm anneler kariyerlerinden önce, çocuklarıyla ilgili konuşmaya başlıyorlar. Funda Özkalyoncuoğlu’da “Ben de bir anneyim ve oğlumla beraber yolculuk yaptık hayatta” diye söze başladı ve devam etti, “Benden daha olgun, daha beklemeyi bilen, daha sabırlı ve daha daha da farklı bir çocuğum var. Ayakları yere sağlam basan… Benim tersim yani, yutkunur ve düşünür. Az konuşur…” diye oğlunu anlatmaya başladı, kariyerinden önce.

Severek evlendiği eşiyle, oğluna hamileyken, boşanmaya karar vermiş ve “Oğlum dokuz aylıkken eşimden ayrıldım” diyor.

Çok genç anne olmuşsunuz!

Evet, yirmi yaşımda anne oldum.

Eşinizle severek mi evlendiniz?

Evet, tabii…

Severek evlendiniz ama hamile iken ayrılmaya karar verdiniz. Eşinizden soğumanıza ve ayrılmayı istemenizde, hamileliğiniz mi etkili oldu?

Yüzde yüz etkisi oldu. Dokuz ay on gün midem bulandı. Bacaklarım su topladı. Davul gibi oldum. Çok kötü bir hamilelik dönemi geçirdim ve adam bunun hiç bir noktasında yoktu. Masal gibi anlatıyorum şimdi… Ona hiç kızmıyorum, çünkü öyle bir adam… Birisini böyle olduğu için suçlayamazsın ki… Birinin annesi var diye, birilerini suçlamaktan vazgeçtim. Onun bir annesi var çünkü. Oğluyla ilgili şikayet etmek istemedim. Şimdi oğlum çok kızdığında, ‘Sakın sakın, hayat hesaba kitaba değmiyor. Belki geldiği noktada pişmandır. Ömrümüzü itişe kakışa geçirmeyeceğiz.’diyorum ama oğlum babasız büyüdüğü için çok kızgın ve aileyi çok seviyor. ‘Senin bir annen var.’ diyorum. Hiç aramadı çocuğunu, hiçbir noktasında olmadı, ‘Senin baban bu yolu seçmiş. Belki geldiği noktada üzgündür, pişmandır.’ diyorum oğluma.

O günlerde çalışıyor muydunuz?

Hem İstanbul Üniversitesinde okuyor, hem de THY’da çalışıyordum.

Çalışır ve okurken evlendiniz çocuğunuz olduktan hemen sonra ayrıldınız!

Kendime mazeret arayan bir kadın değilim. Çok disiplinli bir evde büyüdüm. Dört kardeş ve bir anneciğim vardı. Annem okumaya çok meraklı bir kadındı. Oğlumun babası çok eğlenceli bir aileydi. Benim hayatımın sıralamasıyla, bu evlendiğim adamın ki çok farklıydı. Ben adamı eğleniyor diye seçtim. Adam eğleniyor diye neden bozuluyorsun? Bu sorunun yanıtını çok aradım. Bulamadım…

Eğlenirken, farklılıklarınızın farkına mı vardınız?

Evet, aynen öyle… Hep akşam dışarı çıkmak istiyor, eğlenmek istiyor. Hem okuyorum hem çalışıyorum ve çok gencim. Üstelik evlendim ve hemen hamile kaldım. O da beni bırakıp eğlenmeye gitti. Şu anda hikaye gibi anlatıyorum. Burada bir hata varsa; benim seçimimdir, çünkü onu ben seçtim. Dokuz ayı doldurunca ‘Bu akşam gitme, doğuracağım…’ demeye başladım. O’da, ‘Aman, sen her akşam doğuracaksın.’ demeye başladı, inanmadı yani.

Eşiniz eğlenmeye gidince mi doğurdunuz?

O evden çıkmıştı, merdivenlerden inerken sularım boşaldı. O panikle çiş yapıyorum zannettim. Sabah dört doktorumu aradım “Hemen gelmelisin” dedi. Çantayı aldım, hastaneye gittim ve sezaryenle doğurdum. Oğluma kendimi borçlu hissetim. Babasını hiçbir şekilde kötülemedim. Evliliği ve aileyi önemsiyorum çünkü.

Genç yaşlarınızda oğlunuz dokuz aylık olduğunda eşinizden ayrıldınız. İş yaşamı, okul ve çocuk nasıl başa çıkabildiniz tümüyle?

İşin en kötü tarafı, benim ayrılma sürecimde annem beyin ameliyatı oldu. Annem, ‘Sen çok gençsin, ayrıl çocuğuna ben bakarım’ demişti. Arkandayım dedi aslında. Fakat hayatımın en kötü dönemi başladı, felçli, yatalak bir anneye bakmak zorunda kaldım. O zaman bakıcı bulmakta da güçlükler yaşadım. O zaman Feneryolu’nda oturuyorum, annem de Selamiçeşme’de bir gün oradan bir dere çıkarsa, benim gözyaşlarımdır. En sonunda küçücük bir bebekle, annemin evine taşınmak zorunda kaldım.

Uzun sürdü mü bu sıkıntılı süreciniz?

Dört buçuk sene sürdü. Ekonomik anlamda çok sorunumuz yoktu. Çalışan bir insandım, gelirimiz vardı. Çalışmak zorunda olduğum ekonomik şartlar içindeyim. Genç bir insanım, o zaman çocuğumun ağabeysi olacak birileri giriyor hayatıma. Baktım ki, ağabeylerden, baba; bizim ülkemizde olmuyor. Şöyle bir örnek yaşadım; yirmi dört saat ağlama sürecine o gün başladım. Düzgün bir ilişkim vardı. İkimizin çocuklarını tanıştıralım ve kardeş olsunlar istedik. Çocuklar aynı yaştalar. İkisinin de bisikleti var. Bir gün Fenerbahçe’deyiz, çocukları bisiklete bindirdik. Onun oğlu bisikletten düşüp dişini kırmış, dedi ki, ‘Kardeşin düştüğü zaman, sen onun neresindeydin? ’Akıllı kadın olmak böyle bir şey. ‘Garson bey bir kağıt getirir misiniz?’ dedim. Kroki çizdim senin oğlun burada, benim oğlum burada, açımız bu kadar diye bir üçgen oluşturdum. Böyle bir şey olabilir mi? O gün bu olay benim çok ağırıma gitti. Artık bu çocuğun ağabeyside olmaz, babası zaten var, kardeşi de olmaz dedim. Oğlumun o zamanki yüz ifadesini hiç unutamam.

Sonrasında hayatınıza hiç kimse girmedi mi?

Girdi tabii… Çocuğumla çok iyi ilişki kuran bir beyefendiydi ama benimle olamadı. Müteşekkirim… Çocuk için bir ilişki yürüyecekse babasıyla yürürdü diye düşündüm.

Oğlunuz babasıyla görüşüyor mu?

Oğlum Amerika’da ekonomi okudu. Babası uzakta olduğu için, telefonla konuşuyorlar. Babaannesine gitmesine rağmen çok arada bir görüşüyorlar. Oğlum Amerika’da okurken babası tokalaşan iki el maili atmış. Bu artık görüşelim anlamı taşıyor. Oğlum kızgın ‘Okuldayken gelmedi şimdi neden?’ dese de, ‘Olabilir, baban bilememiş’ diyorum. Neticede oğlumun babası.

Çocuk ayrılan eşler arasında bağlayıcı oluyor. Oğlunuzun babası olduğu için iletişim kurabiliyorsunuz.

Çok uzun süredir, insanlarla ödeşmeyi hesaplaşmayı kestim. Ne faydası olabilir dedim.

Herhangi bir olay mı sizi bu noktaya getirdi?

Bir arkadaşımın kocası var, insanların şu şarabı tanımadıklarından dolayı bu peyniri bilmediklerinden dolayı, küçümseyen tavırlar içinde. Ben, o insanı ne sebeple seçtim, onu da bilmiyorum. Bu beyefendi bir gün hastalandı, yemek borusu kanseri oldu. Hastanede ilk aşamasından beri yanında oldum. Hastaneye gelenlerin bile listesi var, snop insanlar yani. En son halinde bir hemşirenin boğazına elini soktuğunu ve içinde birikenleri çıkardığını gördüm. O gün hesaplaşmayı ve ödeşmeyi bıraktım.

Kaç yıl oldu hesaplaşmayı, ödeşmeyi bırakalı?

Altı yıl oldu. Daha yumuşak olmak için ve iyi olmak için çabalamaya başladım. Daha yumuşak bir anne olmak için çaba sarf ediyorum. Oğluma sorarsanız ben hiç yumuşak bir anne olmadım. Bu gün olsa çocuğumu başka yetiştirirdim. ‘Ne olmak istiyorsun çocuğum?’ derdim. Oğlum Amerika’da okumayı hiç istemedi çünkü. Ayrılmış insanların çocuklarının güçlü birine ihtiyaçları var. Bir çocuğun mutlu olmasından daha önemli bir şey olamaz hayatta. Oğlum çok konuşmayan, çok mutlu olmayan bir çocuk… Galiba güçlü annelerin çocukları hep böyle oluyor. Yalnızlıktan hep yanlış kararlar verdim. Çocuğuma sormadım yani. Amerika’ya giderken karşıma aldım ‘Sen Amerika’da okuyacaksın’ dedim. Uçağa bindirip ‘Sen git, kalacağın yeri bul, oku işte hayat’ dedim. Bunu şimdi asla yapamam.

Oysa çocuklarında yanlış yapma hakları var…

Evet, ama bunu o günlerde düşünemedim. Başkasının çocuklarıyla ilgili hayatım boyunca hiç kimseye hiçbir tavsiyede bulunmadım. Çocuklarını şikayet eden arkadaşıma ‘Oğlunu kokla geçer, beraber güçlenirsiniz’ derim.

Ebeveynlerin çocuklarını şikayet etmeleri çok anlaşılır gelmiyor! Hayatın içerisinde annenin rolü, iktidar olmak… İktidar şikayet noktasında olamaz ki.

Hayat çok zor… Sen çocuğunu şikayet edersen herkes eder. Ortalık süt liman olsa da, yapılanlar unutulmaz.

Şimdi yaşamınızı paylaştığınız birisi var mı?

Hayır, yok… Yarı yoldan el ele tutup da bir yolculuk yapmak çok zor. Şöyle bir saplantım var ama geriye dönüp, yirmi beş sene istiyorum. Çocuğumla senelerim geçsin istiyorum.

Bu günü sıfır saysanız ‘Bu gün yeni bir yaşama başlayabilirim’ deseniz olmaz mı yine de?

Ama, yeni bir ilişki kapsama alanımın dışına çıkmış. Heyecanım yok. Hayatım dolu geçiyor, yaşamım bundan sonra ne gösterir bilmiyorum? Spor yapıyorum, kitap okuyorum.

Hangi sporla uğraşıyorsunuz?

Yirmi beş senedir, ata biniyorum, Ortaokuldan itibaren koşucuydum. On yedi yaşımda kayak yapmaya başladım. Kayakta madalyalarım var, Fransa’da aldığım.

Yarışlar nedeniyle mi gittiniz Fransa’ya?

Kayak yapmaya. Çok maceracı bir insanım. Harita çiziyorum gitmeden. En uzun nerede kayak yapabilirim? En ucuz hangi yoldan giderim hesaplarım önceden. Palandöken’e ilk ayak basan kayakçılardanım ben. Alışverişlerimde de çok dikkatliyim. Gittiğim yerlerden beğendiklerimi alırım. Umulmadık yerlerden, umulmadık eşyalar toplayarak iyi bir sürahi bardak koleksiyonum oldu. Eskici dükkanı gibi bir evim var.

Aranan İçerik: funda özkalyoncu kimdir, funda özkalyoncu biyografi, funda özkalyoncu, öykü çelik kiminle evli, funda özkalyoncuoğlu, funda özkalyoncu Vikipedi, funda özkalyoncu kim, funda özkalyoncunun eşi, funda ozkalyoncuoglu vikipedi, fulya özkalyoncu kimdir
Sende Paylaş ;

Benzer Haber Yok.

Facebok'ta Paylaş

Benzer Yazılar

Etiketler: , , ,
avatar

1 Yorum »

  • ali çetin diyor ki:

    funda hanım böyle güzel konuşuyorsunuz da marangozun parasını 17 aydır ödemiyosunuzz sizinn dürüstlüğünüzz nerde ?

Bu yazı hakkında birşeyler demek ister misiniz?

RSS üzerinden bu yazıya yapılan yorumları takip edin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*